HİPERTANSİYONUN BÖBREK AÇISINDAN ÖNEMİ

HİPERTANSİYONUN BÖBREK AÇISINDAN ÖNEMİ

Kategori:  HİPERTANSİYON TANISI

Kronik böbrek hastalığı hipertansiyonun önemli hedef organ hasarları arasındadır. Nüfusun %3’ünde kronik böbrek hastalığı bulunur ve bunların %70’inde hipertansiyon mevcuttur. Son dönem böbrek hastalığının diyabetten sonraki en sık ikinci sebebi hipertansiyondur. Tedavisiz hipertansiyonda böbrek tutulumu, kardiyovasküler ve serebral sebeblerden sonra üçüncü en sık ölüm sebebidir.

Hipertansiyon ve renal hastalık arasındaki ilişki iki taraflıdır. Hipertansiyon nefropatinin en önemli sebebleri arasında yer alırken, renal parenkimal ve vasküler sebebler de sekonder hipertansiyonun en sık rastlanan etiyolojisini oluşturur. Diğer yandan, hangi düzeyde olursa olsun, renal fonksiyon bozukluğu kardiyovasküler hastalıkların prevalansını artırır ve prognozunu kötüleştirir. Kronik renal hastalığın derecesine bağlı olarak, kardiyovasküler risk 10 ile 200 misli artar ve son dönem böbrek hastalarının %30-45’inde ciddi kardiyovasküler komplikasyonlar bulunur.

Kronik renal hastalık, üç aydan daha uzun süreli böbrek fonksiyon bozukluğu veya böbrek hasarı olarak tanımlanır. Dördüncü veya beşinci dekaddan sonra her yıl 1-2 ml/dk azalan glomerüler filtrasyon hızı (GFR), kontrolsüz hipertansif hastalarda ise yılda 4-8 ml/dk’ya kadar çıkar.

Kronik böbrek hastalığının belirlenmesi ve takibindeki diğer önemli parametre proteinüridir (>300 mg/gün veya 200 mg/g kreatinin). Proteinüri, böbrek hasarının erken göstergesidir. Mikro-albüminüri rutin idrar tahlilinde tayin edilemeyecek kadar az (30-299 mg/gün) albümin atılımını ifade eder ve bu hastaların yaklaşık %20’si son dönem böbrek yetersizliğine ilerler. Ayrıca, kardiyovasküler risk mikro- albüminürinin varlığında %50; makro-albüminüri zemininde ise %350 artar.

Hipertansiyon ile ilişkili kronik böbrek hastalığı vasküler ve glomerüler skleroz ile karakterize ve progresif nefron kaybı ile seyreden bir süreçtir. Hipertansiyonun böbrekler üzerindeki kötüleştirici etkisi, başlıca ateroskleroz ve glomerüler basınç artışı ile meydana gelir. Ortaya çıkan glomerülopati sodyum retansiyonu ve afferent arteriolar vazokon-striksiyon sonucu iskemik hale gelen bazı nefronlardan salgılanan renin ile renin anjiyotensin sisteminin aktivasyonu hipertansiyonu ağırlaştırarak nefropatinin daha da yaygın hale gelmesine yol açar. Nefroskleroz genellikle yıllarca süren bir kronik süreç sonucu gelişmekle birlikte, hastaların bir kısmında ortaya çıkan malign hipertansiyonun sonucu akut olarak da meydana gelebilir (malign arteriolar nefroskleroz).

HİPERTANSİYONUN BÖBREK AÇISINDAN ÖNEMİ

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan

0
Yorum
Yorum Ekleyebilmek için Üye Girişi yapmanız veya Üye Olmanız Gerekmektedir