Yaşlanma ve Hipertansiyon

Yaşlanma ve Hipertansiyon

Kategori:  Hipertansiyon

Yaşlanma ve Hipertansiyon

Hemen tüm yaşlarda rastlanmasına karşılık, hipertansiyon yaşlılardaki en önemli sağlık sorunlarından birini oluşturur. 60 yaş üzerindeki kişilerin yarısından fazlası ve 70 yaş üzerindekilerin dörtte üçü hipertansiyonludur . 65 yaşında hipertansiyonu olmayan kişilerin sonraki 20 yıl içinde hipertansiyona yakalanma riski % 90 üzerindedir . Üstelik hipertansiyon yaşlılıkta sadece bir hastalık değil, ayrıca koroner kalp hastalığı, inme, kalp yetersizliği ve atrial fibrilasyon için de en önemli risk faktörüdür.

Yaşla birlikte kolesterol düzeyleri ve vücut ağırlığı düşmesine rağmen koroner kalp hastalığı sıklığı giderek artar , , , . Diğer taraftan, inme sıklığında 65 yaş üzerinde üç kat artma ortaya çıkar ve bu oran 75 yaş üzerinde bir misli daha çoğalır . Kalp yetersizliği sıklığı da yaşlanma ile büyük artışlar gösterir ve bu artışın yaklaşık yarısı korunmuş sol ventrikül sistolik fonksiyonuna sahip (diastolik) kalp yetersizliğine aittir , , , . Yaşlanma atrial fibrilasyon sıklığını da arttırır ve 60 yaş üzerinde atrial fibrilasyon sıklığı normal populasyondan 10 kat daha fazladır . Bu olayların da hemen tümü hipertansiyon sonucu gelişen sol ventrikül hipertrofisi ile yakından ilişkilidir , .

Yaşlanma sonucu olan vaskuler değişiklikler arasında lumen dilatasyonu, intima media kalınlaşması, vaskuler düz kas hipertrofisi, vaskuler sertleşme, internal elastik membran fragmantasyonu ve damar duvarında kollajen birikimi ile endotel disfonksiyonu bulunur ve bu durum lokal büyüme faktörleri, adezyon molekülleri ve metalloproteinazlarda artışa yol açar , , , , , , , , . Yaşlanma ile angiogenez de azalır ve bu durum yaşlanma ile bozulan endotel fonksiyonları ile ilişkilidir , , , . Hemen hemen aynı değişiklikler aterosklerozda da görülür ve bu açıdan ateroskleroz damarın erken yaşlanması olarak adlandırılabilir , . Yaşlanma damarı risk faktörlerine de daha hassas hale getirir .

Damardaki sertleşmenin artışının bir sonucu olarak sistolik kan basıncı yaşla birlikte progressif olarak artarken diastolik basınç aynı kalır ya da aksine azalır. Bu durum major kardiyovaskuler olaylar için büyük risk oluşturan nabız basıncı artışını beraberinde getirir. Kan basıncının düşürülmesinin kardiyovaskuler olayları azalttığı bilgisi yaşlılarda da doğrulanmış olduğu için, yaşlılardaki hipertansiyonun da tedavisi önemlidir ve ılımlı hipertansiyonu olanlar da buna dahildir. Ancak, yaşlılarda birlikte bulunan diğer klinik koşulların ve koinsidan hastalıkların sıklığı nedeniyle ilaç fedavisi bireysel olarak ayarlanmalıdır. Genellikle yaşlılarda tedavi başarısını arttırması ve yan etki sıklığını azaltması açısından kombinasyon tedavisi daha sık tercih edilir. Nonfarmakolojik önlemler de asla ihmal edilmemelidir , , , , .

Diğer taraftan, ortostatik hipotansiyon (ayakta kan basıncının otururken veya yatarken ölçülen kan basıncına oranla 20 mmHg veya daha fazla düşük olması) yine yaşlılarda sık görülen bir durumdur. Vaskuler kompliansın azalmasına bağlı olarak gelişen bu durumun nedenleri arasında hipovolemi veya postprandial hipotansiyon (yemekten 30- 120 dakika sonra aşırı insulin yanıtı sonucu kan basıncında ortaya çıkan 20 mmHg üzerindeki düşme) bulunur.

Sonuç olarak yaşlanma ve hipertansiyon birlikte seyreden iki durumdur ve birbirlerinin hem nedeni hem de sonucu olarak gözükmektedirler.

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan

0
Yorum
Yorum Ekleyebilmek için Üye Girişi yapmanız veya Üye Olmanız Gerekmektedir