Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Metabolik Sendrom

Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Metabolik Sendrom

Kategori:  Hipertansiyon

Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Metabolik Sendrom

Kardiyovasküler hastalıklar toplumda en sık ölüm sebebi olarak bilinmekte, ölümleri azaltma ve kardiyovasküler hastalıklardan korunma için birçok girişimler denenmektedir. Kardiyovasküler hastalıklardan en ön planda ortaya çıkan ise, koroner kalp hastalığı(KKH) olup, ölüm nedenleri arasında ön sıralardadır. KKH ile ilişkili risk faktörleri, değiştirilemez olan yaş, cinsiyet ve ailevi erken kororer kalp hastalığı, değiştirilebilir olan, sigara, hipertansiyon, dislipidemi, obezite ve fizik aktivite azlığı olarak sınıflandırılabilir. Hasta olan bireyler için, değiştirilebilir risk faktörlerinin agresif tedavisi yapılmalıdır. Hasta olmayan daha büyük grupta ise, yaşam tarzı değişikliği olarak tanımlanan ilaçsız tedavi yöntemleri öncelik taşımalıdır. Bunlar, diyet, sigaranın kesilmesi, kilonun normale getirilmesi ve fizik aktivitenin artırılmasıdır.

Kolesterol düzeyleri yüksek ve/veya aterosklerotik hastalığı bulunan kişilerde diyetin içeriğinin yağlardan, özellikle de doymuş yağlardan fakir olmasının büyük önemi vardır. Diyetteki sadece yağların değil, proteinlerin de kolesterol düzeyleri ve ateroskleroz üzerine önemli etkisi vardır. Diyette bulunan karbonhidratların da hem niteliği hem de niceliği önemlidir.

Fiziksel aktivite azlığı (sedanter yaşam tarzı)nın, koroner kalp hastalığı için önemli, bağımsız bir risk faktörü olduğu konusunda kanıtlar artmaktadır. Egzersiz azlığında, harcanan kalori azaldığından, şişmanlığın yanı sıra insülin direnci, kan lipid bozuklukları, hipertansiyon gibi risk faktörleri ortaya çıkmakta, kardiyovasküler fonksiyonel kapasite azalmaktadır. Düzenli fiziksel aktivite ile kilo azalmakta, total kolesterol, LDL-Kolesterol ve trigliserid düzeyleri düşmekte, HDL-Kolesterol düzeyleri yükselmekte, insüline duyarlık artmakta, kan basıncı düşmekte, endotele bağlı vazodilatasyon ve fibrinolitik aktivite artmaktadır . Fizik aktivite artışının olumlu etkileri koroner kalp hastalığı riskini azaltmaktadır. Fizik aktivite azaldığında ise, KKH sıklığı artmaktadır.

Sonuç olarak, metabolik sendrom komponentlerine yaklaşmada yaşam tarzı değşikliklerinin önemi büyüktür. Gerek diyet, gerekse egzersiz yaşam tarzı değişikliklerinin en önemli parçalarını oluşturur.

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan

0
Yorum
Yorum Ekleyebilmek için Üye Girişi yapmanız veya Üye Olmanız Gerekmektedir