Toplumda Kalp ve Damar Hastalıklarının Boyutu

Toplumda Kalp ve Damar Hastalıklarının Boyutu

Kategori:  Hipertansiyon

Toplumda Kalp ve Damar Hastalıklarının Boyutu

Geçtiğimiz yüzyılın başından beri kalp ve damar hastalıklarından ölümlerde ortaya çıkan artış başdöndürücüdür ve yüzyıl başı ile sonu arasında onbeş kat kadar artmıştır. Günümüzde kalp ve damar hastalıklarından ölümlerdeki artışın hızı kesilmiş olmakla birlikte, bir azalma olduğu da söylenemez. Teknolojinin tüm ilerlemelerine, tanı ve tedavideki tüm gelişmelere karşılık, 20 yılı aşkın bir süreden beri kalp ve damar hastalıklarından ölümlerde anlamlı bir azalma görülmemiştir. kalp ve damar hastalıkları nedeniyle ortaya çıkan ölümler halen tüm kanser ölümlerinin yaklaşık iki katı ve tüm diğer ölümlerin toplamı kadardır .

Bundan daha dramatik olanı, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve ölümlerin artış hızının gelişmiş ülkelerde yavaşlamış olmasına karşılık, ülkemizin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde aksine hızlanmakta olduğudur. Ülkemizde her yıl 260 000 yeni koroner kalp hastalığı olgusu görülmekte, bunlardan 85 000 kişi kaybedilirken, 175 000 kişi de mevcut 2 milyon kişilik koroner kalp hastalıkları havuzuna eklenmektedir. Mevcut havuzdan da her yıl 75 000 kişi ölmekte, bu şekilde yılda koroner kalp hastalığı nedeniyle kaybedilen kişi sayısı ülkemizde 160 000 kişiyi, yani küçük bir şehir nüfusunu bulmaktadır .

Bugün için toplumdaki ölüm nedenlerinin yarıya yakını kalp ve damar hastalıklarına bağlı nedenlerden ötürü olmaktadır . En yakın takipçi olan tüm kanserler bu miktarın yarısına ancak ulaşmakta, tüm kazalar % 4 oranına ancak ulaşmaktadır . Trafik kazalarının büyük boyutuna rağmen ülkemizdeki durum da çok farklı değildir .

Kalp ve damar hastalıklarından ölümler dışında bu hastalıklara tutulanların boyutu da ciddi bir sorun durumundadır. Damar sertliğinin sonucu olan bir hastalıktan sonra ortaya ciddi sorunlar çıkmakta ve kişinin yaşam süresi ve kalitesi ciddi bir şekilde etkilenmektedir. Bu durumun toplumsal maliyeti de çok büyüktür. Örneğin, koroner kalb hastalığının ilk ortaya çıkışı yaklaşık dörtte bir oranında ani ölümle olur, yani o zamana kadar sağlıklı olan bir kişi ani ölümle kaybedilir. Yaklaşık 1/3 vakanın ilk kez myokard infarktüsü ile, bir diğer 1/3 oranındaki kesimin de stabil anginal sendromlar ile ortaya çıktığını biliyoruz. % 10 kadar bir kısım hastada ise başlangıç tablosu infarktüs ile sonlanmayan akut koroner iskemisi sendromları şeklindedir. Toplumdaki her 5 kişiden birisi en az bir çeşit kalp ve damar hastalığına yakalanmaktadır ve toplumdaki her altı kişiden biri 65 yaşından önce kalp ve damar hastalıklarına bağlı nedenlerle ölmektedir.

İlk ortaya çıkan kalp ve damar hastalıklarına bağlı olay her yaş grubunda genellikle koroner kalb hastalığıdır. Ancak, artan yaşla birlikte inme miktarı da artmaktadır . Birleşik Amerika’da yılda 716 000 kişi, Batı Avrupa’da yılda 619 000 kişi inme geçirmektedir ve inme iskemik kalb hastalığı ve kanserden sonraki üçüncü en önemli ölüm nedeni durumundadır. Tüm inmelerin üçte biri öldürücüdür. Yaşayanlarda beklenen 5 yıllık yaşam oranı ise % 55- 60 civarındadır4. Üstelik, inmeden sonra 6 aydan uzun yaşayanların % 12- 18’i konuşamaz, % 22’si yürüyemez halde, % 32’si klinik olarak depresyonda, % 48’i tek tarafı felçli ve % 24- 53’ü tümüyle veya kısmen başkasına bağımlı kalmaktadır .

Koroner kalb hastalığından sonraki durum da çok farklı değildir. Herşeyden önce, myokard infarktüslerinin önemli bir kesimi (yaklaşık üçte biri ile yarısı) sessiz geçmekte ve klinik olarak tesbit edilememektedir. Ama bu durum bu insanların infarktüsün risklerinden korundukları anlamını da taşımamaktadır . Myokard infarktüsü sonrasında bir yıllık ölüm riski % 30 oranını bulmakta, bunun da % 90’ını koroner kalp hastalığının sonucu olan ölümler oluşturmaktadır .

Kalp ve damar hastalıkları ile ilgili bu sonuçlar toplumsal maliyet açısından da önemlidir. Birleşik Amerika’da kardiyovaskuler hastalıkların toplumda yol açtığı toplam direkt ve indirekt maliyetin boyutu yılda 300 milyar Amerikan doları gibi gerçekten büyük bir rakamdır . Olayın bu yönünden bakıldığı zaman bu hastalıklarla mücadelenin sonucunda kurtarılacak hayatlar olduğu kadar, tasarruf edilecek ve başka şekillerde toplumun iyiliğine harcanabilecek kamu fonları da vardır.

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan

0
Yorum
Yorum Ekleyebilmek için Üye Girişi yapmanız veya Üye Olmanız Gerekmektedir