Kadın Kalbine Hanımeli - Hipertansiyonda Kadın Eli

Kan Basıncınızı Ölçtürdünüz Mü?

×
Hipertansiyonda Konu ve Yorum

DİÜRETİKLERLE KOMBİNASYON

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Diüretikler, kombinasyonda en sık kullanılan ilaç grubudur. Eğer ikili kombinasyonda kullanılmamışsa, kan basıncında yeterli bir azalma sağlanamamışsa veya üçüncü bir ilaca gereksinim duyuluyorsa, bu ilacın kesinlikle diüretik olması gerektiği genellikle kabul edilen görüştür. Seçilecek diüretiğin uzun etkili olması gerekir, bu nedenle furosemid gibi tiyazid grubu diüretikler tercih edilirler....

Yazar: Prof. Dr. İstemi Nalbantgil
Ziyaret Sayısı: 1907

             Devamını Oku...

KALSİYUM KANAL BLOKERLERİYLE KOMBİNASYON

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Zamanımızda kalsiyum kanal blokerleri ile ACE inhibitörleri veya ARB’lerin kombinasyonundan çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Bu kombinasyonda ACE inhibitörleri veya ARB’ler hem dihidropiridin hem de non dihidropiridin ilaç grupları ile kombine edilebilirler. Bu kombinasyon ile hipertansiyona bağlı sol ventrikül hipertrofisinin geriletilmesi monoterapiye göre çok daha etkili olmaktadır. Ayrıca, bu tip kombinasyonlar diabetik nefropatiye bağlı hipertansiyon olgularında da monoterapiye göre daha etkilidir. Bu kombinasyonu yapan iki ilaç grubunun etki mekanizmaları farklıdır, ACE inhibitörleri daha çok yüksek renin seviyelerinde daha etkili iken, kalsiyum kanal blokerleri düşük renin seviyelerinde daha etkili olurlar. Dolayısı ile kombinasyon tedavisi her iki durumda da etkili olur. Ayrıca, kalsiyum kanal blokerlerine bağlı refleks taşikardi ve ödem bu kombinasyon sonucu azalır....

Yazar: Prof. Dr. Nail Çağlar
Ziyaret Sayısı: 1232

             Devamını Oku...

SABİT DOZ KOMBİNASYON VEYA SERBEST KOMBİNASYON SEÇİM KARARI

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Hipertansiyon tedavisinde kombinasyon tedavisinin yararı, gerekirse bazı hipertansiyon tiplerinin başlangıç döneminde dahi tatbik edilebileceği şekilde geniş kabul görmüştür. Bu nedenle, pek çok sabit doz kombinasyonları ortaya çıkmıştır. Kombine formlar genellikle ikili, nadiren de daha fazla ilaçtan oluşurlar. Bu formlar daha önce monoterapide denenmiş ilaç kombinasyonlarını içerirler ve kullanılmalarındaki kolaylık, hekim hasta ilişkisinin kısıtlı bir zamana sığdırıldığı ortamlarda, örneğin pek çok hastanın kısa bir zaman dilimi içinde bakıldığı poliklinik ortamlarında yararlıdır. Bu tip kombinasyonların avantajları ayrıca şöyle sıralanabilir:...

Yazar: Prof. Dr. İstemi Nalbantgil
Ziyaret Sayısı: 1015

             Devamını Oku...

İKİDEN FAZLA İLAÇLI KOMBİNASYON

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Yüksek kan basıncını normal seviyelere indirmek için monoterapinin pek çok olguda yetersiz olduğu, buna bağlı olarak da monoterapide kullanılan ilacın dozunu artırmaktan ziyade kombinasyon tedavisinin uygulanmasının uygun olacağı genel kanaat olarak kabul edilmektedir. Kombine tedavi denilince doğal olarak, öncelikle iki ilacın kombinasyonu akla gelmektedir. Fakat bazı hastalarda pek çok kez ikili kombinasyon yetmemekte, ilave olarak tedaviye üçüncü veya daha fazla ilacın eklenmesi gerekmektedir. Yapılan kapsamlı çalışmalarda, istenilen kan basıncına ulaşmak için kullanılan ilaçların sayısı ortalama, UKPDS çalışmasında 2.6; ABCD çalışmasında 2.8; MDRD çalışmasında 3.6; HOT çalışmasında 3.3; AASK çalışmasında 3.8 olarak bulunmuştur. Doğal olarak, verilen bu rakamlar ortalama değerlerdir ve bazı hastalarda bu rakam 5’lere çıkmaktadır....

Yazar: Prof. Dr. İstemi Nalbantgil
Ziyaret Sayısı: 820

             Devamını Oku...

HİPERTANSIYONDA TEDAVİ BAŞARISIZLIĞI VE NEDENLERİ

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Hipertansiyonun çok yaygın bir durum olmasına ve etkili ilaçlar geliştirilmesine rağmen, yeterince tedavi edilebildiğini söylemek zordur. Yapılan büyük çaplı araştırmalarda, gösterilen tedavi hedeflerine, kılavuzların önerilerine ve ilaç sanayindeki gelişmelere rağmen hipertansiyon tedavisinde erişilen değerler halen beklentilerin altındadır ve tüm dünyada hipertansif hastaların pek çoğunun kan basıncının kontrolsüz olduğu söylenebilir. Bu istatistikler, hipertansiyon tedavisindeki “yarılar kuralının” doğruluğunu göstermektedir. Buna göre, hipertansif hastaların ancak yarısına tanı konulmakta, tanı konulanların ancak yarısına tedavi uygulanmakta ve tedavi alan hastaların da ancak yarısında kan basınçları kontrol altında tutulabilmektedir...

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 783

             Devamını Oku...

TEDAVİ UYUMU KAVRAMI

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Hipertansiyon tedavisinde başarı pek çok faktörle ilişkilidir. Kan basıncı kontrolü tedavi sırasındaki farmakolojik yanıt dışında yan etkiler, tolerabilite, tedavi maliyeti, hastalığa ilişkin toplumsal inançlar, uygunsuzluk, üretkenlik kaybı, daha önceki tedavi başarısızlıkları, yaşam kalitesi, laboratuvar masrafları gibi faktörler de rol oynar. Bu nedenle, başarısız hipertansiyon tedavisinde uyumsuzluk kararı verilmeden önce bu faktörlerin tümü gözden geçirilmelidir....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 840

             Devamını Oku...

HİPERTANSİYONDA TEDAVİ UYUMSUZLUĞUNUN NEDENLERİ

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Hipertansiyonda tedavi uyumsuzluğuna yol açan nedenler aşağıda görülmektedir. Bu nedenlerin çok önemli bir kısmı yetersiz hasta-hekim ilişkisi sonucudur. Yan etkiler, özellikle de öksürük ve pretibial ödem gibi masum olsa da semptomatik olan yan etkiler bir başka önemli uyumsuzluk nedenidir. İlginç olarak, bazen ilacın kendi doğal etkisi bile uyumsuzluk nedeni olabilir. Buna örnek olarak, diüretiklerin yol açtığı artmış diürezin hastanın sosyal hayatını etkilemesi verilebilir. Buna karşılık, fiyat nadiren uyumsuzluk nedeni olur, çünkü hastaların önemli bir bölümünde ilaç hastanın sosyal güvenlik kuruluşu tarafından karşılanır....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 876

             Devamını Oku...

HİPERTANSİYONDA TEDAVİ UYUMSUZLUĞUNUN SONUÇLARI

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Kronik asemptomatik klinik tablolarda, tedavinin yararları kanıtlanmış olmasına rağmen genellikle tedaviye devam oranları düşüktür. Hipertansiyonda uyum konusuyla ilgili çalışmalar, tedaviye başlandıktan 1 yıl sonra hastaların yarısının ilacı almayı kestiklerini ve tedaviyi kesen hastalarda ölüm veya ilk kardiyovasküler hospitalizasyonda %63’lük bir artış ve yıllık tıbbi masraflarda da %74’lük bir artış olduğunu göstermiştir. Bu durumun pek çok nedeni vardır, ancak ilaçların niteliğinin bu olaydaki etkisi fazla değildir....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 837

             Devamını Oku...

HİPERTANSİYON TEDAVİSİNDE UYUMU ARTIRMA

Kategori: HİPERTANSİYON TEDAVİSİ

Hipertansiyonda tedavi uyumsuzluğuna yol açan nedenlerin çok önemli bir kısmı yetersiz hasta-hekim ilişkisinin sonucudur. Hipertansiyon tedavisinin yaşam boyu sürmesi nedeniyle, hekimin hasta ile sağlıklı ve sürekli iletişim halinde olması gerekir. Hastaya hastalığın önemi, riskleri ve prognozu anlatılmalı; tedavinin hedefleri, yararları, riskleri ve yan etkileri konusunda yeterli bilgi sunulmalıdır. Tedaviye uyumu arttırmanın en iyi yollarından biri, tedavi yaklaşımlarında hastanın aktif katılımının sağlanmasıdır. Hastanın ev koşullarında kan basıncını ölçmesi ve izlemesi ve aile fertlerinin de hastayla birlikte tedavi, takip ve diyet programına katılması tedavide başarıyı arttıracaktır....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 826

             Devamını Oku...

BÖBREK DİSFONKSİYONU OLAN HİPERTANSİYONLU HASTAYA YAKLAŞIM

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Hipertansiyon ve renal hastalık arasındaki ilişki iki yönlüdür. Hipertansiyon, nefropatinin en önemli nedenleri arasında yer alırken, renal parankimal ve vasküler sebepler de sekonder hipertansiyonun en sık rastlanan etiyolojisini oluşturur. Diğer yandan, hangi düzeyde olursa olsun renal fonksiyon bozukluğu kardiyovasküler hastalık prevalansını artırır ve prognozu kötüleştirir. Hipertansiyonlu hastalardaki böbrek tutulumu, kardiyovasküler ve serebral nedenlerden sonra üçüncü en sık ölüm nedenidir. Son dönem böbrek hastalığının diyabetten sonraki en sık ikinci sebebi hipertansiyondur....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 1918

             Devamını Oku...

KORONER KALP HASTALIĞI VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Hipertansiyon bütün ateroklerotik kardiyovasküler olayların ~%35-40’ından sorumludur. Hipertansiyondan özetle şu mekanizmalar ateroskleroza yol açar;...

Yazar: Prof. Dr. Nail Çağlar
Ziyaret Sayısı: 1432

             Devamını Oku...

KALP YETERSİZLİĞİ VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Sistolik işlev bozukluğu olan (Ejeksiyon Fraksiyonu <%40) kalp yetersizliği olan hastalarda nadiren hipertansiyon olabilir. Bu durum, tabloyu daha da ağırlaştırır. Yüksek kan basıncının azaltılmasında ACE inhibitörleri, eğer bunların kullanılmalarında bir sakınca varsa ARB’ler denenebilir. Beta reseptör blokörleri ve diğer vazodilatörler de verilebilir....

Yazar: Prof. Dr. İstemi Nalbantgil
Ziyaret Sayısı: 1543

             Devamını Oku...

SEREBROVASKÜLER HASTALIK VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

İnme, beyin fonksiyonlarında ani başlayan ve 24 saatten uzun süren fokal veya genel bozukluktur. Serebral infarktüs, %80-85, serebral hemoraji %10, subaraknoid kanama %5-10 sıklığında inmeye neden olur. Yaşla birlikte, inme insidansı belirgin şekilde artar. İnmede en önemli risk faktörlerinden biri hipertansiyondur. Tedavisiz hipertansiyonlu hastaların yaklaşık 1/3’ü serebrovasküler hastalık nedeniyle kaybedilir. İskemik inmelerin %27’si ve hemorajik inmelerin %57’si kontrolsüz arter basıncına bağlıdır....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 2682

             Devamını Oku...

PERİFERİK ARTER HASTALIĞI VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Hipertansif hastalarda periferik arter hastalığı çoğunlukla subklinik düzeyde olduğundan, periferik arterlerin muayenesi genellikle yapılmamaktadır. Böbrek yetersizliğinde periferik arter hastalığı sık görülür. Periferik arter hastalığı da renal diskfonksiyon için önemli bir göstergedir. Periferik arter hastalığı tanısında kesikli topallama (intermitan klodikasyon) ve periferik nabızların zayıf olması veya alınamaması önemli göstergelerdir....

Yazar: Prof. Dr. Nail Çağlar
Ziyaret Sayısı: 1365

             Devamını Oku...

LOKOMOTOR SİSTEM HASTALIKLARI VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Hipertansiyon, gerek enflamatuvar ve gerekse dejeneratif lokomotor sistem hastalıklarında en sık rastlanan komorbidite ve antihipertansifler bu hastalarda en sık kullanılan ilaçlar durumundadır. Bu nedenle, özellikle lokomotor sistem hastalıkları ve hipertansiyon arasındaki ilişki son derece önemlidir....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 2185

             Devamını Oku...

DEMANS VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Toplumun yaşam süresinin artması ile birlikte, demans giderek büyüyen ve tutulan kişileri veya yakın çevresini ciddi ölçüde etkileyen bir sosyal ve ekonomik sorun durumuna gelmektedir. Demansın pek çok tipi bulunmakla birlikte, en sık rastlananlar vasküler demans ve Alzheimer hastalığıdır. Vasküler demans patogenezi ile hipertansiyon arasındaki ilişkinin, ortaya çıkan derin beyaz cevher (korteks) lezyonlarının kortikal atrofiye de neden olması olduğu düşünülmektedir. Alzheimer hastalığındaki ilişki ise daha muğlaktır....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 1212

             Devamını Oku...

UYKU APNESİ VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Uyku apnesi, hipertansiyon için bağımsız bir risk faktörüdür. Uyku apnesi olanların %40’nda hipertansiyon vardır. Öte yandan, hipertansif hastaların %30’unda belirgin uyku apnesi görülür. Obstrüktif uyku apnesi kalp yetmezliği riskini %140 , stroke riskini %60 , koroner arter hastalığı riskini %30 artırır. Uyku apnesi olanların %21.8’in de depresyon, %16.7’sinde anksiyete bulunur....

Yazar: Prof. Dr. Nail Çağlar
Ziyaret Sayısı: 1606

             Devamını Oku...

KANSER VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Sekonder hipertansiyon nedenleri arasında bazı kanser türlerinin de olabileceği klasik bilgilerimiz arasındadır. Bazı böbrek karsinomları, daha çok endokrin orijinli kanserlerde (tiroid, sürrenal), MEN (multipl endokrin neoplazmlar), hatta çok nadiren hepatosellüler karsinomlarda, bir fizik bulgu olarak hipertansiyon da karşımıza çıkabilir....

Yazar: Prof. Dr. İstemi Nalbantgil
Ziyaret Sayısı: 2486

             Devamını Oku...

POLİFARMASİ VE HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Polifarmasi için genellikle kabul edilen tanım, bir hastanın 6 veya daha fazla ilaç alması ya da potansiyel olarak uygun olmayan/ zarar verebilecek ilaçları kullanmasıdır. Bir başka tanısı ise, hastalık ile uyumlu olmayan gereksiz ilaçların kullanılmasıdır....

Yazar: Prof. Dr. Nail Çağlar
Ziyaret Sayısı: 2604

             Devamını Oku...

SEKONDER HİPERTANSİYON

Kategori: HİPERTANSİYON VE KOMORBİDİTELER

Sekonder hipertansiyonlar, tüm hipertansiyonlar arasında %10’dan az yer tutmakla birlikte ihmal edilmemesi gereken bir grubu oluşturur. Sekonder hipertansiyon normotansif bir hastada yeni ortaya çıkmış olabilir (örn. primer hiperaldosteronizm, feokromasitoma), baştan itibaren tanınmamış olabilir (örn. aort koarktasyonu) veya zaten hipertansiyonu bulunan bir hastada daha sonra da ortaya çıkabilir (örn. aterosklerotik renal arter darlığı veya hipertansif nefropati)....

Yazar: Prof. Dr. Nevrez Koylan
Ziyaret Sayısı: 1216

             Devamını Oku...