Kronik Böbrek Yetmezliği

Kronik Böbrek Yetmezliği

Kategori:  Böbrekler

Kronik Böbrek Yetmezliği

Böbrek Yetmezliğinin Nedenleri

Benim sürekli çalışmam gerekir. Kan akımı olduğu sürece gelen sıvıyı süzüp vücut için fazla veya gereksiz olan atıkları attıktan sonra geri kalan sıvının yoğunluğunu düzenleyip dolaşıma geri yollarım.

Çıkardığım idrar miktarı hava sıcaklığına, hareket düzeyine, aldığım sıvı miktarına göre değişir. Bana bu konuda deri yolu ile terleme ve nefes alıp verme yolu ile akciğerlerde yardımcı olur. İshal ve kusma gibi sıvı kaybına neden olan hastalıklarda su tutarak yardımcı olurum. Ama mutlaka belli bir miktarda sıvıyı temizlemeliyim. Bu çok azalırsa nefronlarım hasar görebilir ve glomerüller süzme işlevini yerine getiremezler. Bu idrar miktarının azalışından hemen anlaşılabilir. Bu gibi durumlara böbrek yetersizliği adını veriyoruz. Bu duraksama bir travma veya şok gibi aniden olursa akut böbrek yetersizliği, çeşitli böbrek hastalıklarının yaptığı hasar sonucu geri dönüşümsüz olarak ilerliyor ise kronik böbrek yetersizliği diyoruz.

Çıkardığım günlük idrar miktarı 250 ml. altına inerse buna oligüri, 50 ml. altına inerse anüri diyoruz. Bu kritik sınırlar benim sağlıklı bir şekilde süzme görevlerimi yerine getirebilmem için önemli. Acil durumlarda veya yoğun bakımlarda doktorlar kronik böbrek yetersizliğine ilerlememem için mutlaka günlük idrar çıkışını artırmaya ve 50 ml. üzerinde tutmaya çalışırlar. Bunun için gerekli sıvıları ve idrar söktürücü ilaçları vererek beni çalışmaya zorlarlar.

Böbrek yetmezliğinin bilinen bir çok nedeni vardır, ancak insanların büyük bölümünde neden hiçbir zaman bulunamaz. En sık nedenler; diyabet, yüksek kan basıncı ve böbreklerin glomerülonefrit adı verilen ağrısız inflamasyonudur. Böbrekteki filtreleme birimlerinde (nefronlar) giderek artan bir kayıp söz konudur.

Sıkça rastlanan diğer nedenler; böbreklerde kalıtsal olarak kistlerin bulunması (polikistik böbrek hastalığı), tekrarlayan böbrek enfeksiyonları veya çocuklukta böbrek enfeksiyonları (piyelonefrit) geçirmek ve idrar akışında bir tıkanıklık olmasıdır.

Böbrek yetmezliğinin sık görülen nedenlerinin özeti:
Diyabet
Yüksek kan basıncı
Glomerülonefrit
Polikistik böbrek hastalığı
Çocuklukta geçirilen böbrek enfeksiyonu nedeniyle böbreğin yara alması
Tıkanıklık

Benim hastalıklarım bunlardan ibaret değil. Yaşamı tehdit etmese bile çok ağrı ve acı veren böbrek taşları oluşturabiliyorum. Bu taşlar çeşitli büyüklüklerde ve yerlerde olabilirler. İdrar yollarından geçebilecek kadar küçük olanlar nispeten daha kolayca idrar ile atılır. Daha büyük olanlar geçemeyecekleri bir noktaya geldiğinde bıçak saplanır gibi bir ağrı oluştururlar. Böbrek taşlarının çoğu kendiliğinden düşer. Düşmeyenler ise ESWL denen yüksek ses dalgaları ile veya cerrahi yöntemler ile çıkarılabilir. Tekrar oluşmasını önlemek için 2 litre üzerinde su alınması, lifli besinler ile beslenme, tuz ve protein kısıtlaması tavsiye edilir.

Böbrek tümörleri iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilirler. İyi huylu olarak en sık adenomlar görülür. Kötü huylu olanlar arasında böbrek adenokarsinomu ve Wilms tümörü (nefroblastoma) görülür.
 

Böbreklerin Çalışmaması

Eğer böbrekler hasar gördüyse idrar üretmeye devam edebilirler, ama kandan atık ürünleri uzaklaştırmada daha az etkili olurlar. Bunun yerine atık ürünler, kan dolaşımında birikmeye devam ederler. Aynı zamanda, sağlıklı böbreğin üreteceği hormonlar olmadığından kemik iliği kırmızı hücreleri üretmede daha az etkili olur, dolayısıyla da anemi gelişir.

Bazı hastalarda bu, yavaş yavaş gelişen bir süreç olabilir. Ancak zaman içinde, oldukça çok sayıda bulguya neden olabilir. Herkeste bulguların tamamı bulunmaz. Hatta zaman zaman süreç çok yavaş geliştiğinden bazı insanlar tedaviyle kendilerini daha iyi hissedene dek bulguların etkisinin bile farkına varmazlar.


Böbrek Yetmezliğinin Bulguları

Bulguların bazıları şunlardır:
Kendini genellikle hasta hissetmek
Günlük aktivitelere olan ilginin azalması, odaklanmakta veya gevşemekte güçlük
Yorgunluk ve enerji kaybı
Nefes darlığı
Tat duyusunun / iştahın değişmesi
Gece sık idrara çıkma
Bulantı ve kusma
Libido / seks dürtüsünde azalma
Kaşıntı
Bacakların şişmesi


Kronik Böbrek Yetmezliği

Bazı dış ve iç koşullar benim görevlerimi yerine getirmemi zorlar. Mikrobik hasar gördüğümde veya geçirdiğim kazaya bağlı olarak bana süzmem için kan gelmediğinde zor duruma düşerim. Buna akut böbrek yetmezliği deriz. Zamanında uygun tedavi ile müdahale edildiğinde kısa sürede eski halime dönebilirim.

Bazen de işler yolunda gitmez ve gördüğüm hasardan sonra eskisi gibi olamam. Bu gibi durumlara kronik böbrek yetersizliği deriz. Geri dönüşümsüz olarak kanı süzme görevimi yerine getirememem halinde kronik böbrek yetersizliğinden bahsedebiliriz. İleri dönem kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri şeker hastalığı ve hipertansiyondur.

Bu üç evrede gerçekleşir;
Birinci evrede nefronların %75'in altında bir kısmı çalışmaz haldedir. Ancak geri kalan nefronların fonksiyonunun artması ile herhangi bir belirti ortaya çıkmaz.

İkinci evrede yetersizlik belirtileri ortaya çıkar. Glomerüler filtrasyon hızı azalır, kanda azotlu atık maddelerin oranı artar. Böbrek idrarın konsantre ya da dilue olmasını etkin şekilde sağlayamaz.

Son aşamada %90 nefron iş göremez haldedir. Glomerüler filtrasyon normalin %10'una kadar düşer. Azotlu atıkların kandaki konsantrasyonu daha da artar, oligüri oluşur.

Nefronların büyük çoğunluğunun kaybına kadar belirti vermediği için geç farkına varılır. İlk belirtileri gece idrara çıkma, çok su içme ve çok idrara çıkma olabilir. Bununla beraber halsizlik, zihin bulanıklığı, kaşınma, kas krampları, seyirmeler, keyifsizlik gibi sıklıkla viral enfeksiyonlar ile karışan bulgular olabilir. Bu sebeple mutlaka sağlık kurumuna başvurup mümkün olduğunca erken kontrol yapılmalıdır.
 

Kronik Böbrek Yetersizliğinden Etkilenen Sistemler

Böbrek yetersizliği vücutta hemen hemen tüm sistemleri etkiler. Çok sık görülen, vücutta sıvı toplanması konjestif kalp yetmezliğine neden olabilir. Kemiklerin kırılmaya karşı hassasiyet kazanacak şekilde zayıflaması, kansızlık, midede ülser, hamile kadınlarda düşük ve cildin renginde değişiklikler.

Hatta merkezi sinir sistemi de zarar görebilir. Etkilenen şahıs bir konuya konsantre olmakta veya anımsamada ani zorluklarla karşılaşabilir; kol ve bacak kasları ve sinirleri ile ilgili sorunlar yaşayabilir

Yazar: Prof.Dr.Rümeyza Kazancıoğlu

0
Yorum
Yorum Ekleyebilmek için Üye Girişi yapmanız veya Üye Olmanız Gerekmektedir